0 (212) 268 72 01

Ozon Tedavisinin Etkileri

2 Temmuz 2015 Perşembe 17:18 · Ozon Tedavisi · 8957

Ozon(O3,Ozone) Tedavisinin Etkileri

Ozon   çok aktif ve enerji yüklü bir molekül olduğu için vücudumuza uygulandıktan sonra hızlı bir şekilde etki etmeye başlar.Ozonun vücudumuzdaki etkileri öncelikle oksijen(O2)  düzeyini artırmasına bağlı olarak elişir.Bunun yanında Ozon  vücudumuzda oluşan birçok kimyasal reaksiyonu etkileyerek metabolizmamız üzerinde çok olumlu etkiler meydana getirir.Bu etkilerden bahsedecek olursak;

1) Ozon tedavisi (ozon terapisi) hücresel düzeyde oksijen miktarını artırdığı için sitrik asit siklusunu aktive eder.Krebs siklusu ya da TCA(trikarboksilik asit) siklusu da denilen bu kimyasal olaylar hücrenin mitokondrisinde gerçekleşmektedir.Mitokondride oluşan krebs siklusu sayesinde dışarıdan yiyeceklerle almış olduğumuz glikoz(şeker) yakılarak enerji elde edilmiş olur.Ozon tedavisi(ozon terapisi) sayesinde krebs siklusu daha aktif olarak çalıştığı için vücudumuza giren glikoz(şeker) daha fazla miktarda yakılır ve  daha fazla enerji elde edilmiş olur.Böylece ozon tedavisi(ozon terapisi) sayesinde fazla olan glikozu yakarak vücutta birikmesi ve neticesinde yağa dönüşmesi engellenerek fazla kiloların oluşması engellenmiş, oluşan kiloların da yakılması sağlanmış olur.Ayrıca vücutta biriken glikoza bağlı olrak gelişen diyabet(şeker hastalığı) gibi hastalıkların da önüne geçilmiş olur.

2) Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile insülin direnci oluşumu engellenir, oluşmuş olan insülin direncinin de yok olması sağlanır.

İnsülin; Pankreastan salgılanan ve kas, yağ dokusu  ve karaciğer gibi kan şekerini(glikoz) kullanan dokulara glikozun  hücresel düzeyde içeri alınmasını  ve bu glikozun  kullanılmasını sağlayan bir hormondur. Dokularımızda insülin direnci oluşmuşsa  şekerin dokulara alınması, kullanılması, yakılması zorlaşır hatta çok düşük seviyelere iner.Kullanılmayan ve enerjiye dönüştürülemeyen glikozun birikmesi pankreastan  daha çok insülin salınmasına yol açar. Pankreas daha fazla insülin salgılayarak glikozun dokular tarafından kullanılması için adeta "fazla mesai" yapar.İnsülinin aşırı miktarda salgılanması  açlık hissine, daha çok yeme ve atıştırmaya neden olarak vücudumuzun  bir kısır döngüye girmesini sağlar. Böylece pankreasta bulunan  insülin rezervi azalır hem de kanımızda dolaşan aşırı insülin miktarı obezite(aşırı şişmanlık), hipertansiyon, ateroskleroz(damar sertliği)  gibi kronik ve ilerlemesi durumunda ölümcül olabilecek hastalıkların oluşması için uygun bir ortam hazırlar.

Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile insülin direncinin ortadan kalkmasıyla Tip 2 diyabet ve obezitenin önüne geçilmiş olur.Hücrelerimiz yiyeceklerle aldığımız glikozu(şekeri) kullanıp enerjiye dönüştürerek glikozun vücudumuzda birikmesini engeller.Ayrıca kullanılmayan ve biriken fazla şeker vücut tarafından yağa dönüştürüldüğü için vücudumuzda yağlanma ve şişmanlamanın da önüne geçilmiş olur.İnsülin direnci ortadan kalktığı için fazla miktarda şeker alsak dahi  bu şeker yağ olarak değil  karaciğerde depo şeker(glikojen) olarak saklanır ve gerektiğinde vücut tarafından kullanılır.Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile insülin direncinin ortadan kalkmasıyla kandaki şeker miktarı azalır, insülin düzeyleri normale döner laboratuar değerleri de normal düzeye gelir.Tabi ki ozon tedavisi (ozon terapisi) yanında hastanın uygun bir diyet programı uygulaması ve düzenli egzersiz yapması insülin direncinin ortadan kaldırılmasında çok daha etkili olacaktır.

3) Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile yeni kılcal damarların oluşumu uyarılır.Damar tıkanıklığı olan durumlarda, aterom plağı, tromboz, emboli ya da vazokonstrüksiyona(damarların büzüşmesi, daralması) bağlı olarak dokulara giden oksijen(O2) azalmasına bağlı nekroz oluşmaya başlar ve bunun sonucunda da şiddetli ağrılar meydana gelir.Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile  bu dokularda kanlanmanın nekroz oluşmaya başlamış arttığı ve yeni kılcal damar ağı yapısının oluşmaya başladığı gözlemlenmiştir.Böylece ozon tedavisi (ozon terapisi) sayesinde dokuların kanlanması tekrar sağlanarak dokuların kaybı önlenir, oluşan ağrılar ortadan kalkar ve dokular eski fonksiyonlarını yerine getirmeye devam ederler.Özellikle diyabetik ayak, burger hastalığı, raynoud hastalığı gibi kanlanmanın ve doku beslenmesinin azaldığı durumlarda ozon tedavisi(ozon terapisi) etkili bir tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkmaktadır.

4) Ozon tedavisi (ozon terapisi) bakterilerin büyük bir kısmını çok düşük ozon konsantrasyonlarında dahi öldürür.Bakteri hücrelerinin metabolizması insan hücrelerinin metabolizmasına göre çok daha yavaştır(yaklaşık 1/17’si kadar).Bu nedenle ozon ile karşılaşan bakteriler hızlı bir şekilde antioksidan enzim üretimi yapamazlar.Ayrıca bakteri hücre duvarının ozona karşı dayanıklılığı insan hücresinden çok daha düşük düzeydedir.Böylece düşük dozlarda uygulanan ozon tedavisi (ozon terapisi) ile bakteri hücreleri yok edilirken bizim hücrelerimize zarar vermeden ozonun yararlı etkilerinden faydalanmış oluruz.

5) Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile birçok mantar ve maya enfeksiyonuna karşı etkindir.Ozon tedavisi (ozon terapisi) sayesinde maya ve mantarların hücre duvarları tahrip edilerek enfeksiyonların önüne geçilmiş olur.Sistemik kandida(candida albicans) enfeksiyonu, atlet ayağı denilen ve ayak parmak aralarında oluşan mantar enfeksiyonu ve tırnak mantarı(onikomikoz) ozon tedavisi (ozon terapisi) ile kolayca yok edilmektedir.

6) Ozon doğada bulunan en etkili virüsid(virüs öldürücüsü)dir.Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile virüsün üreme yapılarına ve proteinden oluşan zarf yapılarına doğrudan saldırılır.Virüsler  üreme yapıları sayesinde insan hücrelerinin içerisine girer, kendisini kopyalamaya başlar ve böylece çoğalır.Bu yapılar ozon tedavisi (ozon terapisi) ile yok edildiğinde virüslerin insan hücreleri içerisine girip çoğalması engellenir.Ayrıca daha önceden virüse maruz kalmış insan hücreleri de artık ozonun antioksidan etkisine karşı diğer hücreler gibi kendisini savunamaz ve virüsle enfekte olmuş hücreler de yok edilerek enfeksiyon engellenmiş olur.Yapılan birçok bilimsel yayında Ozon tedavisi (ozon terapisi) nin Hepatit-B,Hepatit-C,HIV gibi virüsleri yok ederek vücuttaki viral yükü azaltıp hastalığın ilerlemesini önemli ölçüde durdurduğu gösterilmiştir.Son zamanlarda özellikle Nijerya, Senegal ve Kongo gibi ülkelerde salgın olarak yayılan Ebola virüsünün önlenmesinde ve yayılmasının önüne geçilmesinde ozon tedavisi (ozon terapisi) nin çok etkili olduğu saptanmıştır.Bunun yanında herhangi bir hastalığı olmadığı halde koruma ve anti-aging amaçlı ozon tedavisi (ozon terapisi) yaptıran kişilerin kışın grip  olmadığı, olanların ise hastalığı çok hızlı ve daha iyi bir şekilde atlattıkları gözlemlenmiştir.

7) Ozon tedavisi (ozon terapisi) anti-neoplastik(antikanser)dir.Bilindiği gibi kanser hücreleri diğer hücrelere göre çok daha hızlı çoğalırlar ve metabolizmaları normal hücrelere göre çok  daha hızlıdır.Bu yüzden kanser hücreleri ozon tedavisi (ozon terapisi)ne diğer hücrelerden çok daha hassastırlar.Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile kanser hücreleri oluşma aşamasındaysa oluşması engellenir.Eğer oluşmuşlarsa da ilerlemesinin önüne geçilir ve yok edilir.Ozon tedavisi (ozon terapisi)nin kanser hücreleri üzerine etkisi oluşma aşamasında daha belirgindir.Bu yüzden ozon tedavisi (ozon terapisi)ni kanser için daha çok koruyucu olarak kullanmak daha etkili olacaktır.Tabi ki bu etkilerin oluşması için ozon tedavisi (ozon terapisi) ni uzun bir süre uygulamak gerekmektedir.Yoksa kimse  birkaç seans ozon tedavisi (ozon terapisi) uygulayıp kanser gibi yüzyılımızın en önemli sorunlarından birini ortadan kaldırmak gibi bir iddiada bulunamaz.Bunun yanında kansere karşı savaşmayı sadece ozon tedavisi (ozon terapisi)ne de bırakmamak gerekir.Çünkü kansere karşı ozon tedavisi (ozon terapisi) dışında da birçok etkili yöntem bulunmaktadır.Bunları bir arada kullanıp hastanın bulunduğu duruma göre en etkili tedavi stratejisini belirlemek yerinde olacaktır.Ayrıca ozon tedavisi (ozon terapisi) kemoterapi alan hastalarda da kemoterapi öncesi ve sonrasında birçok açıdan fayda sağlamaktadır.Kemoterapiden kısa bir süre önce ozon tedavisi (ozon terapisi) almaya başlayıp kemoterapi tedavisi sırasında devam eden hastalarda ozon tedavisi (ozon terapisi) sayesinde vücut hücrelerinin oksijenlenmesi artmış ve bağışıklık sistemi de daha güçlü durumda bulunduğu için; saç dökülmesi, bulantı ve kusmalar çok daha az görülmekte, hastalar kendilerini ozon tedavisi (ozon terapisi) almayan hastalara göre çok daha zinde hissetmektedirler.

8) Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile TNF(Tümör Nekroz Faktörü) üretimi uyarılır.TNF, vücudumuzda bir tümör oluşmaya başladığında salgılanan bir maddedir ve oluşmaya başlayan tümörü engelleyip yayılmasını durdurmaya çalışır.Tümör boyutu ne kadar büyükse salgılanan TNF miktarı o kadar artmaktadır.Eğer tümör belli miktarda büyür ve metastaz yapacak hale gelirse bu tümörden kopan kanser hücreleri kan veya lenf yoluyla taşınarak vücudun başka bir bölgesinde tümör oluşumunu başlatır.Fakat TNF nin orijinal tümörü baskılaması halinde bu kanser hücrelerinin metastaz yapma ihtimali çok düşer.

9) Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile IL-2 (interlökin-2) üretimi uyarılır ve artar.

IL-2 bağışıklık sisteminin tenel sitokinlerinden biridir.Başlıca T-helper(yardımcı T hücreleri) tarafından salgılanır.T helper hücreleri ise salgıladıkları sitokinler ile başta B lenfositler olmak üzere daha birçok hücreyi uyararak bağışıklık sisteminin belirli bir düzen içerisinde işlemesini sağlar.Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile T helper hücreler uyarılarak IL-2 salınımı artırılır ve böylece bağışıklık sisteminin daha aktif bir şekilde çalışması sağlanmış olur.

10) Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile akyuvarların(lökositler) üretimi uyarılır.Lökositler vücudumuzun temel savunma mekanizmasından sorumlu hücrelerdir.Vücudumuzun karşılaştığı bakteriler, virüsler hatta oluşmaya başlamış kanser hücrelerinden vücudumuzu korurlar ve bağışıklık sistemimizin normal bir şekilde işlemesini sağlarlar.Oksijenin yetersiz olduğu durumlarda bu lökositler işlevlerini yerine getiremez hale gelirler.Dışarıdan karşılaştıkları etkenlerle savaşamaz duruma düşerler, hatta bu durum daha da uzun sürerse vücudumuzun kendi hücrelerini yabancı gibi algılayıp kendi hücrelerimize karşı saldırıya geçebilirler.Çok sık rastladığımız alerjik reaksiyonların temelde oluşum sebebi budur.Ozon tedavisi (ozon terapisi) etkisiyle lökositlerin fonksiyonu normale döner ve lökosit üretimi uyarılarak bağışıklık sistemimizin daha düzenli çalışması sağlanır.Ayrıca ozon tedavisi (ozon terapisi) ile lökositlerin vücudumuzun kendi hücrelerini yabancı olarak tanıyıp kendi hücrelerimize saldırmaları engellenmiş olur ve otoimmün hastalıklar olarak tanımladığımız birçok hastalığın da önüne geçilmiş olur.

11) Ozon tedavisi (ozon terapisi) atardamarların daralmasına yol açan plakların erimesine yol açarak atardamarların daralmasını engeller.Damarlarımız içerisinde zamanla oluşan yağ plakları zamanla damarlarımızın daralmasına ve kan akışının azalmasına yol açar.Bunun sonucunda ise damarın beslediği hangi bölge ya da organ ise orasının kanlanması bozulur ve hücre ölümü başlayarak organ veya doku görevini yerine getiremez duruma gelir.Bu olay kalbi besleyen koroner damarlarda oluşursa kalp krizi olarak karşımıza çıkar.Ozon tedavisi(ozon terapisi) ile oluşan yağ plakları oksitlenerek eritilir ve kan akışı tekrar sağlanmış olur.Ayrıca ozon tedavisi (ozon terapisi) sayesinde damar duvarı esnekliği de sağlanarak kan akışı kolaylaşır ve damar sertliğinin de önüne geçilerek hipertansiyon da önlenmiş olur.

12) Ozon tedavisi (ozon terapisi) eritrositlerin(alyuvarlar,oksijeni kan yoluyla dokulara taşıyan hücreler) esnekliği ve şekil değiştirebilme yeteneği artar.Eritrositler mikroskop altında incelendiklerinde tavla pulu gibi ortası çökük bir diske benzerler ve üstüste sıralanmışlardır.Eritrositler vücudumuzda damarlar içerisinde dolaşarak oksijeni bütün dokulara ve organlara taşırlar, dokuların ve organların beslenmesi bu şekilde olur.Eritrositler büyük  damarlar içersinde çok kolayca hareket edebilirken perifere doğru gidildikçe incelen mikro kılcal damarlar içeridinden geçebilmek için değişik şekillere girerler.Bazen elips şeklini alır, bazen de daha ince uzun bir şekilde bulunurlar.Eritrositlerin bu şekil değiştirme özellikleri sayesinde akciğerdeki alveollerde daha yüksek miktarda oksijenlenirler ve dokularda damarların iyice daralmış olduğu kılcal damar ağında değişik şekillere girip ilerleyerek en uzaktaki noktalara dahi oksijeni ulaştırabilirler.Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile eritrositler daha esnek bir yapıya kavuştukları için kılcal damarlar içerisinde çok daha iyi ve hızlı bir şekilde hareket edip dokular ve organların çok daha iyi oksijenlenmesi sağlanır.Ozon tedavisi (ozon terapisi)nden sonra kan oksijen düzeyleri yükselir ve bu yüksek düzey günler hatta haftalar boyunca böyle kalır.Ayrıca  ozon tedavisi (ozon terapisi) sayesinde normalde eritrositlerde taşınan oksijenin haricinde plazma  içerisinde de serbest halde çözünmüş oksijen de bulunur, böylece dokulara oksijen ulaştırılması maksimum seviyeye ulaşır.Eritrositler normalde birbiri üzerinde dizli halde iken ozon tedavisi (ozon terapisi) ile kan içerisinde birbiri üzerine yığılmış halde değil de daha dağınık birbirinden ayrı halde dururlar.Bu sayede yüzey alanı artacağı için her bir eritrositin taşıyacağı oksijen miktarında da artış sağlanır.

13) Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile antioksidan enzimler daha aktif hale gelir.Günlük olarak aldığımız besinlerin oksijen kullanılarak enerjiye dönüştürülmesi sırasında “serbest radikaller” denilen reaktif moleküller meydana gelir.Oksijen yaşam için vazgeçilmez olmakla birlikte metabolizması sonucunda serbest radikal kaynağı olan son derce reaktif ara ürünler oluşmaktadır.Oluşan bu serbest radikaller zamanla biriktiğinde lipit,protein ve DNA gibi hücre bileşenlerine zarar verir.Aerobik(oksijen kullanan) organizmalarda oluşan serbest radikallerin oluşumunu azaltmak ve zararlı etkilerini engellemek için antioksidan savunma sistemleri gelişmiştir.Bazı durumlarda antioksidan savunma sistemi yeterli bir şekilde serbest radikal oluşumunu önleyemez ve oksidatif stres olarak adalndırılan bir durum ortaya çıkar.Bu olay vücudun paslanması şeklinde de tanımlanabilir.

UV ışınları,radyasyon,sigara,stres,alkol,ilaçlar,toksinler,petrol ürünlerine bağlı kimyasallar vb. birçok nedene bağlı olarak serbest radikallerin oluşumunda artış meydana gelebilir.Oluşan serbest radikaller kanser,kalp hastalıkları, ateroskleroz,diyabet, nörolojik ve dejeneratif hastalıklar, akut renal yetmezlik, akciğer hastalıkları,amfizem, bronşit,  alkolik karaciğer hastalıkları gibi patolojik durumların oluşmasına neden olabilirler.

Vücudumuzun antioksidan savunma sistemi SOD(süperoksit dismutaz), CAT(katalaz), GSH-Px(glutatyon peroksidaz), GSH-Red(glutatyon redüktaz), GSH-Tr(glutatyon transferaz) gibi enzimler sayesinde aktif hale geçerek serbest radikallerin ortadan kaldırılmasını sağlayarak bu tür hastalıklardan korunmamızı sağlar.Ozon tedavisi (ozon terapisi) sayesinde  SOD,CAT,GSH-Px,Red,Tr gibi enzimler aktif hale geçerek serbest radikallerin ortadan kaldırılması sağlanmış olur.Böylece ozon tedavisi (ozon terapisi) ortaya çıktığında hayatımızı çok olumsuz yönde etkileycek ya da ölümümüze neden olabilecek birçok hastalığı daha meydan gelmeden önlemiş olur.

14) Ozon tedavisi (ozon terapisi) vücutta birikmiş toksinleri petrol ürünlerine bağlı kimyasal maddeleri yıkar.Petrol ve yan ürünlerinden elde edilen zirai ilaçlardan pet şişelere kadar pekçok üründe bulunan kimyasal maddeler vücudumuzda birikebilirler ve başta bağışıklık sistemi olmak üzere birçok organ ve dokuda büyük bir yük oluşturabilirler.Bu durum allerjileri kötüleştirebilir hatta tek başına allerjilerin nedeni de olabilirler.Oozn tedavisi (ozon terapisi) ile biriken bu yabancı kimyasal ve toksik maddeler yıkılarak vücudumuzun bu yüklerden kurtulması sağlanır.

15) Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile İnterferon düzeyleri anlamlı bir şekilde yükselir.İnterferonlar bağışıklık sistemimizin işleyişinde değişik aşamalarda etkisi olan son derece önemli proteinlerdir.Bğışıklık sistemimiz interferonlar olmadan işlev görmez.Bazı interfronlar virüs ile enfekte olan hücreler tarafından salgılanır.Virüsle enfekte olan hücrelerden salgılanan bu interferonlar sayesinde sağlıklı hücreler virüse karşı uyarılır ve böylece virüsün hücreler içerisine girmesi engellenmiş olur.Hücre içerisine giremeyen virüs kendini kopyalayamaz ve çoğalamaz.Bu sayede virüsün üremesi ve ilerleyip hastalık oluşturması engellenmiş olur.Bazı interferonlar ise kas hücreleri ve bağ dokusu tarafından ya da akyuvarlar(lökositler) tarafından üretilmektedir.Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile IFN-gama (interferon gama) seviyesinde %400-900 kat bir artış sağlanabilir.IFN-gama fagositoz yapan lökositlerin(anormal ya da yabancı hücreleri içine alarak onları öldüren hücreler) kontrolünü sağlar.Hepatit B ve C tedavisinde  sentetik interferonlar kullanılmakta ve belli oranda başarı sağlanmaktadır.Ayrıca genital siğil tedavisinde(human papilloma virüs tarafından oluşturulur),tüylü hücreli lösemi tedavisinde, kaposi sarkomunda, multiple sklerozda  ve kronik granulomatöz hastalık tedavisinde de sentetik interferon kullanımı FDA tarafından onaylanmış tedaviler arasındadır.Ozon tedavisi (ozon terapisi) ile interferon düzeyleri sentetik olarak değil de doğal yoldan aktive edilerek bu hastalıklarda güvenle kullanılabilmektedir.Ayrıca sentetik olarak kullanılan interferonun bu hastalıklar için uygulanan dozları insan için önemli derecede toksik iken, ozon tedavisi (ozon terapisi) uygulanarak oluşturulan kan interferon düzeyleri daima güvenlidir.



Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş