0 (212) 268 72 01

Ağrı Tedavi Merkezi Ne Demektir?

8 Ağustos 2015 Cumartesi 12:06 · Ağrı Merkezi · 2308

AĞRI TEDAVİ MERKEZİ (PAİN MANAGEMENT CENTER)  NE DEMEKTİR?

Uluslararası Ağrı Araştırmaları Teşkilatı’na (International Association for the Study of Pain: IASP ) göre ağrı; “var olan veya olası doku hasarına eşlik eden veya bu hasar ile tanımlanabilen, hoşa gitmeyen duyusal ve emosyonel deneyim” olarak tanımlanmaktadır. Yine aynı açıklamaya göre “ ağrı bir koruma mekanizması” olarak ifade edilmiştir.

 

Bu tanıma göre ağrı,  duyusal, emosyonel bir deneyim ve hoşa gitmeyen bir yapıda olduğundan her zaman özneldir ve kişiden kişiye büyük farklılıklar göstermektedir.Çünkü ağrıyı etkileyen birçok faktör (ırk,cinsiyet,sosyokültürel çevre, yaş, psikolojik durum, dil,din vb…) bulunmaktadır. Bütün bunlar kişinin ağrı eşiğini dolayısıyla da ağrılı uyarana karşı tepkisini belirlemektedir. Bu sebeple ağrı, doktorlar tarafından objektif olarak ele alınmalı ve değişik faktörleriyle bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

 

Geçmişte çeşitli hastalıkların bir bulgusu olarak değerlendirilen ağrı, günümüzde ise başlı başına bir hastalık ve bir sendrom olarak   kabul edilmiştir. Özellikle kronik ağrı olarak tarif ettiğimiz,  uygun tedavilere rağmen geçmeyen ağrılarda (özellikle 6 aydan sonra) bu durum daha da dikkatli bir şekilde ele alınmalıdır. Uzun süreden beri ağrı çeken kişilerde ağrıyı meydana getiren neden farklı olsa da hastayı doktora getiren asıl neden ağrı olmaktadır. Örneğin; bel fıtığı rahatsızlığı yaşayan bir kişide bu durumu asıl meydana getiren zamanla ve kötü kullanım sonucunda hastanın bel bölgesindeki ligamentlerin(bağlar) ve kasların zayıflaması sonucu iki omur arasındaki jelimsi diskin  artan basınca bağlı olarak dışarıya doğru çıkıntı yapmasıdır. Burada hasta ne ligamentleri ve kasları zayıfladığı için , ne diski fıtıklaştığı için,  ne de MR görüntüsünde fıtıklaşmış diski gördüğü için doktora gelir. Hastayı doktora getiren neden fıtıklaşmış diskin sinire yaptığı baskı sonucu yaşadığı “AĞRI” dır. Çünkü ağrı sebebiyle hastanın yaşadığı emosyonel deneyim bütün hayatını etkilemekte ve ağrısı geçmeyen hasta normal yaşamını devam ettirememektedir. Bu sebeple ağrının başlı başına ele alınması ve incelenmesi geçen zamanla çok daha büyük bir önem kazanmıştır.

 

Bütün bu anlatılanlardan yola çıkarak son yıllarda ağrıyı ayrı bir hastalık/sendrom olarak  profesyonel bir biçimde değerlendiren ve kronik bir hal alan ağrıları tedavi etmek amacıyla AĞRI TEDAVİ MERKEZİ / AĞRI KLİNİĞİ / PAİN  MANAGEMENT CENTER  gibi değişik isimlerle adlandırılan sağlık kuruluşları çok önemli bir görevi yerine getirmektedirler. Çünkü kronik ağrılara bağlı olarak her yıl 700 milyon iş günü ve 60 milyar dolar zarar meydana geldiği tahmin edilmektedir.

 

 

AĞRI TEDAVİ MERKEZİ / AĞRI KLİNİĞİ NASIL OLMALIDIR?

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi ağrı çoğu zaman başka bir hastalığın ve doku hasarının göstergesi, vücudumuzun bize verdiği bir alarm işaretidir. Ağrıyı vücudumuzun savunma mekanizması olarak değerlendirebiliriz. Çünkü; vücudumuzda herhangibir yerde hasar oluştuğunda ağrı oluşmazsa bizler o bölgeyi çok daha fazla ve dikkatsizce kullanırız ve hasarın daha da artmasına neden oluruz. Bel fıtığı olan bir hasta ağrısı olmadığı sürece rahat ve dikkatsiz bir şekilde hareket eder, ağır kaldırır, düzgün bir şekilde oturup kalkmaz ve beline gerekli desteği vermez. Bu şekilde devam eden hastada bir süre sonra ağrı oluştuğunda vücut olaya müdahale eder ve daha dikkatli davranmamızı, artık o bölgeyi yormamamız gerektiğini bize işaret eder. Bu sebeple ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniğinin   sadece ağrıyı ortadan kaldırması kısa dönemde etkili olsa da uzun süreli düşündüğümüzde oluşan hasarı artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. O yüzden ağrıdan ziyade ağrıyı ortaya çıkaran nedeni yok etmek ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniğinin birinci önceliği olmalıdır. Ağrıyı meydana getiren ana neden ortadan kalktığında ağrı da kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Çünkü iyileşmiş dokular sayesinde vücudun bir alarma bir uyarıya ihtiyacı kalmamıştır. Biz de ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniğimizi “SADECE AĞRILARINIZI DEĞİL, AĞRILARINIZIN NEDENİNİ TEDAVİ EDİYORUZ” felsefesiyle kurduk. Biliyoruz ki; bir sorunun ana nedeni çözülmedikçe ortaya konulan geçici çözümler çöpleri halının altına süpürmekten farklı olmayacaktır.

 

Bazı durumlarda hastanın ağrısı  oluşmuş doku hasarından çok ön planda olmaktadır. Böyle durumlarda tabiki doku hasarını iyileştirmek vakit alacağı için öncelikle hastanın ağrısı hafifletilmelidir. Çünkü acılar içerisinde kıvranan bir insanın ağrıdan başka düşündüğü hiçbir şey yoktur. Bu durumda öncelikle ağrıyı gidermek, ağrı geçtikten bir süre sonra da ağrıyı meydana getiren nedene yönelik tedavi uygulamak doğru ve akılcı bir yaklaşım olacaktır. Zaten hekimlik sanatının inceliği de ezbere tedavilerden kaçınıp hastanın ve hastalığın o anki durumunu değerlendirip ona göre en uygun yaklaşımı seçip uygulamaktır. Ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniğinin ana amacı ağrısı olan hastaya holistik(bütüncül) bir şekilde yaklaşmak ve profesyonel bir şekilde en uygun tedavi yöntemini hastaya uygulamak olmalıdır.

 

Ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniğinde ağrı tedavisi mümkün olduğunca non-invazif (girişimsel olmayan)  yöntemlerle gerçekleştirilmelidir. Amacımız herhangi bir tedavi yöntemini uygulamak olmamalıdır. Ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniğinde önemli olan ağrıyı geçirecek  en zararsız tedaviyi bulup hastaya uygulamaktır. Zaman zaman “ameliyatsız bel fıtığı tedavisi” , “ameliyatsız menisküs tedavisi” vb. ifadelerle  gerek görsel ve yazılı basında gerekse internet ortamında karşılaşmaktayız. Bunlar kulağa çok hoş gelen ve bu  rahatsızlıkları çeken hastalar için modern tıbbın son zamanlarda insanlığa sunduğu oldukça etkili yöntemlerdir ve başarı oranları çoğu zaman ameliyatlara göre daha da yüksek olmaktadır. Biz de ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniğimizde ameliyattan uzak ve hastaya mümkün oldukça en az girişimin yapıldığı tedavileri uygulamaktayız. Ancak bazı durumlarda ameliyat kaçınılmazsa hastaya da çok fazla zaman kaybettirmeden onu yönlendirmek en iyisi olacaktır. Zamanımızda bir doktorun bütün tedavi yöntemlerini bilmesi, uygulaması mümkün değildir. Birkaç tedavi yöntemini biliyoruz diye  gelen her hastaya aynı tedavi yöntemini uygulamanın bir anlamı yoktur. İyi bir hekim gerektiğinde hastaya kendisinin yardımcı olamayacağını söyleyip kendisine faydalı olacak bir başka hekime yönlendirebilmelidir. Amacımız bildiğimiz tedavileri her hastaya uygulamak değil, gelen hastaların iyileşmesini sağlamak olmalıdır.

 

Ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniği sadece tek bir tedavi yöntemine bağlı olarak çalışmamalıdır. Elinde bulunan birçok tedavi yönteminden hastaya en uygun olanını seçip ona göre bir tedavi stratejisi geliştirmelidir. Biz de ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniğimiz bünyesinde  başta Proloterapi olmak üzere, Algolojide kullanılan (epidural enjeksiyonlar, radyofrekans sinir nörotomi, intradiskal girişimler, eklem içi enjeksiyonlar, myofasial tetik nokta enjeksiyonları, kas enjeksiyonları, otonom ganglion blokajları, sinir blokajları vb. ) yöntemler, PRP tedavisi ve Ozon tedavisi gibi yöntemlerden faydalanmaktayız. Böylece ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniğimize başvuran hastaların tedavilerini büyük başarı oranlarıyla gerçekleştirebilmekteyiz. Uyguladığımız tedavi yöntemlerinden bir kısmı C kollu skopi ile görüntüleme gerektirdiğinden bu tedavileri ameliyathane ortamında güvenli bir şekilde yapmaktayız.

 

Ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniğinde  ağrı tedavisi holistik (bütüncül) bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Ağrıyı profesyonel bir şekilde ele alıp üzerine yoğunlaşmak çok önemli olsa da ağrı tedavisi çok kapsamlı olduğu için ağrı hastasının beraberinde çözülmesi gereken başka sorunları da olmaktadır. Ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniğinde ağrı tedavisinde kapsamlı bir yaklaşım sergilendiğinde başarı oranı artmakta, tam tersi durumlarda ise ağrıyı çok iyi bir şekilde gidermemize rağmen ağrı tedavisi eksik kalmaktadır. Çünkü; uzun süreden beri ağrı çeken hastanın psikolojik durumu da bozulmaktadır. Bu yüzden ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniğinde çalışan doktor ağrı tedavisi uygularken hastanın psikolojik durumunu da değerlendirmelidir. Gerekirse hastaya destek olunmalı bazı durumlarda da psikiyatri yardımı alınmalıdır. Psikolojik durumu iyi ve olumlu düşünen hastanın tedaviye olan inancı da artar ve iyileşme süresi kısalır. Yapılan bazı çalışmalarda antidepresan kullanılan hastalarda antidepresan ilaçların hem direkt olarak ağrıyı azaltması hem de hastanın psikolojik durumunda sağladığı faydaya bağlı olarak ağrı düzeyinin azaldığı gözlemlenmiştir.

 

Bunun yanında ağrı tedavisi için ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniğine başvuran hastaların beslenme durumları da dikkatli bir şekilde takip edilmeli, gerekirse uygun bir diyet programı düzenlenmelidir. Ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniğimizde özellikle uyguladığımız proloterapi tedavisi hastaların bağışıklık sisteminin güçlü olmasıyla başarı oranlarının arttığı vücudumuzun kendini iyileştirme mekanizmalarının tetiklendiği bir tedavi yöntemidir. İyi bir bağışıklık sistemi de proteinden zengin, sebze ve meyvenin bol yenildiği, vitaminlerin besinler yoluyla yeterli miktarda alındığı dengeli bir beslenmeden geçer. Bağışıklık sistemi iyi çalışan hastaların ( özellikle düzenli egzersiz yapan ve genç olan ) iyileşmeleri de çok daha hızlı olmaktadır. Ayrıca yapılan kan tetkikleri sonucunda anemisi olan, potasyum-kalsiyum-magnezyum-selenyum ve çinko gibi metabolizmamız için gerekli maddelerin eksikliği bulunan, tiroid hormonları (T3,T4,TSH), parathormon (PTH) gibi hormonların  eksiklik ya da fazlalığı bulunan, B12 – Folik asit gibi vitaminlerin eksikliği bulunan kişilerde iyileşme süresi uzamaktadır. Ağrı tedavi merkezi / ağrı kliniğinde tüm bu faktörler birlikte değerlendirilip gerekirse beslenme desteği alınıp tedavi stratejisi ona göre belirlenmelidir.



Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş